Etiketler

, , ,

energy, purple, light, magic, electric, flame

Empati diyince genellikle canlıları hissetmek gelir akla, ama empati sadece canlılarla sınırlı değildir. Belki de sonsuz sayıda türü vardır, çünkü parmak izimizin farklılığı gibi empatimiz de bize özgü olabilir. Ki genel olarak bakıldığında zaten öyledir, lütfen kendinizi betimlenen empati türleri ile sınırlamayın, sizlerin “hassaslığı” her şeye ulaşabilir.

Mesela kendimde deneyimlediğim ve fark edip isim koyduğum empati türleri henüz şunlar: Besin Empatisi, Elektromanyetik Empati…

Besin Empatisi dediğim türde, bedenimiz için doğru olan besinleri sezme yetisi ve bize faydalı olmayan besinlerin üzerimizde içsel ve fiziksel olarak negatif etki göstermesi var. Besin empatisinde güçlendiğimizde artık o besini denemeden faydalı olup olmadığını hissedecek düzeye ulaşıyoruz. Birden bire bağımlısı olduğumuz zararlı ürünleri bırakabiliyoruz. Çok daha detaylı ve güzel bir empati türü olarak deneyimlemişimdir ve eğer hayırlısıysa sonra bu konuda yazacağım.

Şimdi bu yazıda, hayatımda en çok yer kaplayan ve görmezden gelmemin imkansız olduğu empati türü “Elektromanyetik Empati”yi konuşacağız.

Kaçınılmaz olarak herkesin bildiği gibi elektronik aletler her yerde ve dolayısıyla bunların yaydıkları elektromanyetik dalgalar her yerde. Radyo dalgaları, telefon şebekeleri görünmeseler dahi etrafımızda uçuşmakta ve bunların her biri her insanın enerji alanını etkilemekte.

Ancak, empatsanız durum çok daha ilginç bir hale bürünebiliyor.

Elektromanyetik cihazların, radyo dalgalarının zararını idrak edebildiğinizi düşünmüş müydünüz hiç? Eğer küçük de olsa böyle bir ihtimali gözden geçirdiyseniz benim yaşadığım bu empati türünü siz de yaşıyor olabilirsiniz.

Elektromanyetik Empati’de, elektromanyetik dalga ne kadar şiddetliyse o kadar net algılanır. Her cihaz çevresine bu dalgayı yayar ve elbette hepsi insan sağlığı için zararlıdır ancak bazıları vardır ki bırakıp kaçmak gerekir. :) İnsanların çoğu bunun idrakine, hissine varamadığı için kullanmaktan kaçınmak bir yana, bunun gerçekliğine bile inanmıyorlar, umursamıyorlar.

Şöyle anlatayım;

Ben bu durumun ne olduğunu çözene kadar kafayı yeme noktasına geldim, insan darbenin nereden geldiğini anlamayınca korunma konusunda da büyük sıkıntı çekiyor malum.

Bir uyanıyordum ki başımda inanılmaz bir ağrı! Sanki dersiniz beynimden tüm oksijeni çekmişler ve ölüme terketmişler. Nefes almak inanılmaz yorucu ve can sıkıcı. Sanki havanın tüm nemi çekilmiş ve kupkuru bir şey soluyormuşum gibi…

Sebebinin telefon olduğunu anladığımda hiç şaşırmadım ve çok mantıklı geldi. Cep telefonumu her gece başımın yakınına koyar öyle uyurdum ve bunu yapmadığımda söz konusu “ağrı” bir daha gerçekleşmedi. Telefonu “uçuş modu”na aldığımda bütün sorun çözüldü. Çünkü sorun tamamen telefonun dışarıdaki baz istasyonuyla bağlantıya geçmesi ve beni elektromanyetik bir dalganın içinde bırakmasından ibaretti.

Yine başka bir gün, ev telefonunun benim odama alınması gerekmişti ve ben artık durumun idrakinde olduğumdan hafif temkinliydim ve evdekilere ben uyurken telefonu almamalarını tembihliyordum, çünkü onlar telefonu başka odaya götürürlerse ben yine telefonun yerleştirildiği “baz istasyonu” ile telefon arasındaki dalgaya maruz kalacaktım. Bu bir süre güzel güzel devam etti, ancak bir gün başımdaki ağrıyla uyandığımda telefonun alındığını henüz bakmadan anlamıştım. Tabi hemen o gün telefonu odamdan çıkarttırdım. :)

Telefon yanımda uyumak böyleyken telefonla konuşmak nasıl rahatsız ediyordur tahmin edersiniz. Özellikle enerji alanım aşırı hassaslaştığında 5 dakikadan fazla dayanamıyorum konuşmaya. Başımın o yanı yanıyor gibi hissediyorum ve bulantı şeklinde bir his eşlik ediyor.

Wifi kullanmak da çok berbat bir duygu. O bulantı hissi tüm bedenimi sarıyor, sanki kirlenmiş, leş gibi olmuş hissediyorum ki enerji bedenime yaptığı da tam olarak bu zaten.

Ayrıca, mikrodalga fırından bahsetmeme de gerek yok sanırım. Ki bu biraz besin empatisi ile de bağlantılı. Mikrodalgadan çıkan besinlerdeki “elektromanyetik tadı” algılayanlarınız vardır. Cidden rahatsız edici ve yediğiniz şeyin ölü olduğunu hissettiriyor. Ben onu da sanki içindeki tüm nefes çekilmiş, kurumuş gibi hissediyorum. Çünkü gerçekten öyle. “Mikrodalga” besinin tüm yaşam enerjisini düşük dalgalarla yakarak yok ediyor ve sadece cesedini bırakıyor.

the_electromagnetic_spectrum_by_lemf-d6aigqu

İnternette bunu bulduğumda çok güldüm, yapan kişi empat mı acaba merak ettim :)

Bunları hissetmek her ne kadar kötü gibi görünse de, bu aletlerden uzak kalmamı, onlardan soğumamı sağladığı için şükrediyorum. Çünkü bunlar enerji alanımızı gerçekten kirletmekte ve zedelemekte. Enerji alanımız kirlendiğinde ve zedelendiğinde ilahi bağlantımız zayıflar ve negatif duygulara çok daha rahat çekiliriz. Çünkü bu elektromanyetik dalgalar birer düşük titreşimdir ve negatif duygular da birer düşük titreşimdir.

O yüzden benim hissettiklerimi hissedin veya hissetmeyin ama lütfen hayatınızın her anını bu düşük titreşim jeneratörleri ile doldurmayın. Radyo dalgaları her yerde olabilir ama sizin bizzat kullandığınız cihazlar kadar üzerinizde güce sahip değiller, hatta eğer enerji alanınızı güçlendirirseniz size hiçbir etkisi olmaz. Ama kullandığınız her türlü elektromanyetik -özellikle de kablosuz- cihaz doğrudan sizin özel alanınıza temas eder. O yüzden mutlaka gün içinde bu ölümcül jeneratörlerden uzaklaştığınız ve enerjinizi arındırıp güçlendirdiğiniz, meditasyon yaptığınız, temiz enerjiyle beslendiğiniz zamanlarınız olsun.

Yazar: Serkan Sai Önder

Telif Hakkı © 2015 Empat Hayat. Tüm Hakları Saklıdır. Bu materyalin tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://empathayat.wordpress.com) ile beraber kopyalanmasına ve dağıtılmasına izin verilmiştir.

Reklamlar