hero-girl

Sevgili dostlar, hepinize ayrı ayrı selam olsun.

İlk yazımı yazdığımı hatırlıyorum da, henüz güzel ülkemde empat konusuna dair yabancı makaleleri okumuş, denk gelmiş birkaçınız hariç kimsenin empat kavramına dair fikri yoktu. İlk yazım, Bir Empatın Hasletleri adındaki yazının çevirisi olmuştu.  Bir gün, kişisel gelişim, spiritüalizm diye daldan dala atlayıp kendimi ararken karşıma çıktığında büyük şaşkınlık yaşamıştım. Çünkü bu zamana kadar ne kadar sıkıntı çektiysem hepsinin ardındaki şey ifşa olmuştu.

Bu ifşaat, başlı başına beni öyle etkiledi ki bu yolda ilerlerken artık “kurban psikolojisiyle kişisel gelişim” değil, “pozitif bir psikolojiyle kişisel gelişim” yolunu gütmeye başladım. O zamana kadar hep sıkıntılarıma odaklanmışken, ondan sonra kendimin “bu ‘kutlu’ yanımı, hediyemi nasıl geliştirerek onurlandırırım”ı aramaya çalıştım.

Çoğunuzdan aldığım mailler sayesinde sizin için de benzer bir sürecin başladığını biliyorum. Empat olduğunuzu, yaşadıklarınızın ardındaki şeyin gerçekten anlamlı bir yaradılıştan geldiğini anladığınız o anın ne kadar değerli olduğunu, benimle paylaştığınız her hikayenizle, içinizde başlayan ve denizden esen huzur dolu bir rüzgar misali tattığınız o özgürleşmeyi, her defasında ben de sizinle hissettim.

Elbette maillerinizde bana sadece huzurlu anlarınızı anlatmadınız, birçoğunuzdan ne kadar büyük bir çıkmazda olduğunuzu da dinledim. Empat olduğunuzu öğrenmek sizde hem özgürleşme yaşattı, hem de kafanızı karıştırdı. Nihayetinde, yeni ve özgürleştiren her farkındalık yanında daima yeni soruları, yeni düşünceleri de getirmekteydi.

Sorularınıza olabildiğince cevap sunmaya çalıştım. Sitenin açıldığı ilk zamanlar çok fazla soru yağmuru olduğu için kimilerinize ya çok geç dönebildim, ya da belki de arada kaynayıp gittiniz. Cevap veremediklerim için üzgünüm.

Danışmanlık alan diğer nicelerinizle de çok güzel iletişimler kurduk, bunun için her birinize gerçekten müteşekkirim. Terazi karakterim ve empat doğam gereği size bir dost olarak yaklaştığımı itiraf etmeliyim. Danışan-danışman bağlantısı kurmakta profesyonel bir yaklaşım izlemeyi beceremedim bir türlü. Çünkü kalpten iletişimi hep daha çok önemsemiş ve yarattığı olumlu etkiyle büyülenmişimdir. Sizdeki olumlu yansımalarını gördükçe de bu beni gerçekten sevindirdi. Kısa sürede, tavsiyelerime ve ödevlerime kulak veren dostların ne kadar büyük değişim yaşadıklarına şahit oldum. Bu kadarını inanın ben de beklemiyorum. Nihayetinde maksadım, kendime iyi gelen şeyler vasıtasıyla karşılıklı bir alışveriş sağlamaktı. Kalpten çalışmak benim bu konuyu bir “iş” olarak bilmemi engelledi çoğu zaman, gerçek niyetimi anlamayan kimi dostlar bunu para için yaptığımı düşündüler. Oysa çoğunuzdan, bilhassa veremeyeceğini bildiklerimden ya verebildiği kadarını uygun gördüm ya da hiçbir şey talep etmedim. Alışveriş her iki taraf için de eşitliği sağlamak içindi yalnızca. Her iki tarafın ihtiyacı olanı sağlamak içindi.

Her neyse, hepinizin ortak sorununun genel olarak dış çevreden etkilenmek olduğunu gördüm, bu konuda inşallah ilerleyen günlerde daha detaylı bahsedeceğim. Ama şu an benim parmak basmak istediğim şey, empat olmanın ne demek olduğu.

Çünkü benimle iletişime geçen herkes empat değildi ya da empat olsa da yaklaşım olarak hatalıydı.

Son zamanlarda da artan bu konudaki eleştiriler ile bir şeyler demem gerektiğini fark ettim. Şu zamana kadar topu topu 2 eleştiri maili almış olsam da benim için herkesin düşüncesi önemli ve elbet her düşünce bazı şeylerin daha net anlaşılmasına kapı aralamakta.

Birkaç gün önce aldığım bir eleştiri:

Neden herkes empat olduğunu düşünmek istiyor? Burda yazılanlara inanmalarini sagliyorsunuz, bu kabul edilemez. Eğer seçenekler hem aziz hem de aptal rolünü aynı anda sunmasaydi size inanmayi deniyebilirdim. Empat olmak ne kutsal şey, düşüncelerini bizimle paylaşan sizler birer empat gbi düşünmeye cesaret etseydiniz insanların bir şeylere inanmak için cirpindiklarini algilamakta zorlanmazdiniz. Lütfen buna cevat etmeyin

Kuşkusuz üslubu ve yaklaşımı nefret içeriyor, söylediği her şey kabul edilemez, ancak sorduğu güzel bir soru.

Neden herkes empat olduğunu düşünmek istiyor?

Aslında şunu kabul etmeliyim. Bu siteyi açarken başlıca niyetim diğer empat dostların da kendilerini fark ederek o derin karanlıktan çıkmalarını kolaylaştıracak bir rehber olmaktı. Ama zaman ilerledikçe fark ettim ki, ülkemde gün yüzüne çıkarttığım bu bilgiler sosyal medyada basit bir eğlencelik test halini aldı. Elbette her şeyde bir hayır vardır diyorum, çünkü o sayede gerçekten empat olan dostlar da bana ulaştı. Malum ben pek reklam yapan birisi olmadım hiçbir zaman.

Yayılmasını hızlandıran bu gibi sosyal medya paylaşımları, bir arayışta olan diğer insanları da elbette cezbetti. Çünkü insanlık olarak daima bir kimlik arayışında olduk ve kendimize etiketler yapıştırmak bizi daima daha rahat hissettirdi ya da egoyu besledi.

Bu konuda eleştiride değinilmek istenilenin egoyu beslemek olduğunu düşünüyorum, ki bu düşüncede yalnız değil, ben de bu süreci takip ettikçe insanlarda bununla karşılaştım.

Zamanında spiritüel ego zaten başıma bela bir mevzuyken, şimdi de yoksa empat egosu mu geliştiriyorduk? Hatta acaba bende de var mıydı böyle bir şey?

Öncelikle kendimi izledim, ilk kendimi fark ediş zamanlarımda empat kavramıyla epey bir yüzgöz oluyordum. Size de yeni yazılar ulaştırmak istediğimden zaten ister istemez hem zihinsel hem duygusal olarak en çok empat olmakla ilgili düşünüyor ve gözlemler yapıyordum. Bunun hayatın diğer yönlerinden uzaklaştırıcı bir bağımlılık halini aldığını gördüğümde artık başka bir şeyler de yapmalıyım dedim kendime ve o dönemde yeni bir çalışma hayatına atıldım.

O zamana kadar enerji terapistliği gibi çalışmalarıma  da yoğunlaştığım için Ruhsallık-maneviyat hayatımın büyük bir parçasıyken birden bire kendimi dünyevi işlerin merkezinde bulmuştum. Bitkisel tıbbın, toprağın ve dağlarda yaşamın içinde…

Herbalizm üzerine eğitim almaktaki başlıca güdüm zaten kendimi topraklayacak bir şifacılık yolu benimsemekti ki öyle de oldu, bitkilerle içli dışlı olmak beni hiç olmadığım kadar toprakladı ve “empat” kavramına daha üst bir bilinçten, herhangi bir kişiselleştirme yapmadan bakabilmemi sağladı. Bu da zamanla kendimi artık bir şey olarak tanımlamadan kendi doğamı kabul ederek yaşamamın önünü açtı.

Kendimizi empat olarak tanımlamanın gayesi nitekim hepimiz için ilk başta kendini sevmek ve yaradılışının idrakine varmaktı. Daha sonrasında ise tıpkı her ideolojinin fanatiğinde olduğu gibi her gördüğümüz kişiye ben empatım demeye başladık.

Bu elbette ilk başlarda cesaretlendirici, varlığını onurlandırıcı bir etki yapsa da, daha sonra hem kendimde hem de sizlerde gördüğüm kadarıyla kendini diğerlerinden, gerçekte olduğundan daha da farklı görme şeklinde gelişti. Kendini farklı görmek de doğal olarak ekstra bir duvar ördü insanlarla bizim aramıza.

Yine de bunun diğer gruplarca-fanatikçe geliştirilen ego ile aynı olduğunu düşünmüyorum, çünkü ister istemez empatın içindeki o mütevazı ateş daima yanıyor. Buradaki meselenin, kendini onaylamak ve daha bilinçli yaşamak yerine, kendini hâlâ diğerlerinden zayıf görme hatta buna daha da çok ikna olarak yaratılmış bir kimlik olduğuna inanıyorum.

Burada sizi habersiz bırakmamın, yeni yazı yazmamamın bir başka nedeni de buydu, daha fazla bilgiyi size sunmadan evvel kendi içimdeki bu durumun ve benzerini yaşayan sizlerin durumunun çözümlenmesi için yeni bir yaklaşım benimsemem gerekiyordu.

Ve nihayetinde “ben kendimin empat olduğumu biliyorum, bu bana yeter” diyebilmenin her şeyden daha önemli olduğunu öğrendim. Ülke çapında yüzlerce insan benden haberdar olsa da, etrafımdaki insanların çok azına iç dünyamın kapılarını açtım. Çünkü bu, benim için birinin bilmesi gereken bir konu değildi.

İnstagramda paylaşılan yemeklere çevirmemeliyiz benliğimizin özel noktalarını

Empat grubunda buna benzer bir konu geçmişti, tam olarak soruyu hatırlamıyorum ama bir dostumuz “yakınlarınıza empat olduğunuzu açıldınız mı, nasıl açıldınız?” gibi bir soru sormuş ve birçok dost da fikirlerini beyan etmişti. Kimisi böyle bir şeye gerek olmadığını belirtirken, kimisi de etrafındaki insanların açılmasına rağmen onu anlamadığından ya da anlayamayacağından yakınmaktaydı.

Açıkçası böyle sorular yada düşünceler ile sadece kendimize ekstra yükler yüklemiş oluyoruz. Başka bir şey değil.

Zaten empat olan birisi için “Ben empatım” demeye gerek olmaz, çünkü şayet empat kendi hassas benliğini kabul etmiş ve önlemleriyle, olumlu destekleriyle hayatını besleyerek empatlığa örnek bir “hayata yaklaşım” benimsemiş ise, etrafındaki -onu önemseyen- insanlar ondaki temel farklılıkları algılayabilir ve isim koymasa bile empat olana göre bir yaklaşım geliştirebilir.

Elbette bunun mezara götürmemiz gereken bir sır olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Sadece şöyle düşünebiliriz. Bu bizim çıplaklığımız gibi. Herkese empat olduğumuzu açmamız, herkesin önünde çıplak kalmayla eşdeğer olarak görülebilir o yüzden.

Kimin önünde çıplak kalmak istiyorsunuz?

Yaşam yolunda bizlerin öğrenmesi gereken asıl şey, empat hasletlerinin olumlu-olumsuz yanlarını ruhani ve dünyevi yanları dengeli yaşamak. Duygular dünyasında ve kafasında sürekli sorunlarıyla oynayan bir empatın dünyada sağlam ilerlemesi zor, o yüzden topraklayıcı şeylere yönelmek şart.

Konu içindeki bazı noktalara değinemedim, akış sadece bunları yazmama olanak verdi ancak umuyorum mesajımı iletebilmişimdir.

Sitedeki yazıları kendi hayatınıza sağladığı katkılar çerçevesinde değerlendirmenizi diliyorum. Eğer yöntemler ya da yazılar içinizdeki inancı, cesareti ve pozitif kalbi uyandırıyorsa ihtiyacınız olanı almışsınız demektir :)

Bugünlük benden bu kadar. Yorumlarınızı bekliyorum. Ne kadar yorum o kadar yeni yazı için motivasyon olur.

Sevgiyle,
Bir dost.  ^^

Telif Hakkı © 2018 Empat Hayat. Tüm Hakları Saklıdır. Bu materyalin tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://empathayat.wordpress.com) ile beraber kopyalanmasına ve dağıtılmasına izin verilmiştir.

 

 

 

Reklamlar