Etiketler

, , , , , ,

 

140812114419-robin-williams-6-cfb-horizontal-large-gallery

Robin Williams – Ruhun şad olsun. Bu yazımı sana adıyorum.

Bu, empatlar için olduğu kadar tüm insanlığa yazılmış bir yazı; zora düşmüş ve kendi iç sesini duyamayacak kadar acı duyan herkese mutluluğun rehberlik eden melodisini hatırlatmak için…

Mutluluğun işaretleri nelerdir?

  • Gece kabus görmemek
  • Rahat uyumak
  • Gün içinde iyiyi görebilmek
  • En ufak bir güzellikle günün doyurucu bir deneyim olduğunu hissedebilmek.
  • Kendini sevmek ve kendini sevdiğin kadar başkalarını da sevebilmek
  • Beklentinin, vericiliğe oranla az olduğu bir hayat sürmekten çekinmemek
  • Cesur olmak
  • Bütünlük duymak

Mutluluğun anahtarları

  • Sevmek
  • İnanmak
  • Güvenmek
  • Cesur olmak
  • Beslenmek (Almak)
  • Beslemek (Vermek)

Mutsuzluğun anahtarları

  • Beklenti
  • Geçmiş korkular
  • Önyargı
  • Etiketler

İnsanlar hayal kırıklığına uğratabilir. Beklediğiniz gibi olmayabilirler ve hayatınızdan erken çıkabilirler. Her şey kafanızda tezahür ettiğiniz şekilde gerçekleşmeyebilir, hevesiniz kursağınızda kalabilir. Ya da insanların size yalan söylediklerini ve çizdikleri profil kadar samimi olmadıklarını hissedebilirsiniz.

Bunlar gerçekten kalp kırıcı olabilen ve hemen herkesin deneyimlemiş olduğu senaryolardır. Bunları göz ardı etmemeliyiz ama bunu yaparken de kafamızı sürekli kurcalayıp üzülmemeliyiz. Denge çok önemli ve bu dengeyi sağlamak herkesin kendi zamanına göre şekillenmekte. Dengeyi bulacağına inanmak ve bu arayışı sürdürmek işin en önemli kısmı.

Her ne olursa olsun, insan, kusursuz bir yaratık olmamıştır şu dünyada. O yüzden kusursuzu aramak bir ütopyadan öteye de gidememiştir. Ama bu demek değil ki, hayat boktan ve köşemize çekilip ağlayıp duralım. Öyle değil. Hayata güzellik katan şeylerden biridir kusurluluk.

Kusurluluk, kusursuzluktan neden çok daha iyi olabilir peki?

Daha iyi olmasının birçok nedeni mevcut.

Birinci sebebi, kusurluluk ardında büyük bir kusursuzluk taşımakta. Kusurlu görülen şeyler esasında tamamen kusursuz yaratımlar. Kusurlu görülen sistem, kusursuz bir şekilde işler.

Herkes ve her şey, hizmet edeceği bir şeyle beraber gelir dünyaya ve ne olursa olsun, istese de istemese de hayat onu bu hizmeti gerçekleştirmesi için zorlar.

Bu dayatılmış ve zorlanmış gibi görünen hizmet, esasında kişinin kendisini en iyi bulabildiği, gerçek hissettiği yerdir. Kendisini tanımayan, kişisel gelişim yolunda yürümeyen ve tamamen rastlantılar ve toplumsal kodlamalar ile yaşayan insanlar için bu elbet daha zor bir durumdur çünkü ne olursa olsun akıntıya direnirler, bu zorlayıcı akıntının onları olmaları gereken yere sürüklemesini ötelerler. Bu öteleme belki yıllar yıllar boyu sürer gider, ama kişi kendisini bir kez bu akıntıya teslim ettiğinde her şey bir anda gelişir, süreç hızlanır, içinde tattığı bu yeni adrenalin-huzur karışımı hissin beraberinde yaşadığını hissetmeye başlar

Her şey kusurluluğu ile kusursuzdur ve bu kutsal bir şeydir, çünkü böylelikle hayat sürprizlerle dolar. Başta kendimizi yorgun hissederiz bu yüzden, çünkü gerçekleşen her şey bizim kontrolümüzün ötesindedir ve bizi konfor alanımızdan bir adım daha dışarı çıkartarak yeni kuvvetlerle tanıştırır. Bu kuvvetler, insanın fiziksel benliğini geliştirebileceği gibi duygusal benliğini de geliştirmesini sağlarlar.

İnsan böylelikle istenilen (daha da doğrusu bahşedilen) kalbin yolunda ilerlemek için gereken kuvvetlerle donatılır. Kademe kademe yükseltilir.

Herkesin yolu ayrıdır. Biri birine benzeyebilir, ama hiçbir zaman -insan kalbini dinlediği müddetçe- tıpatıp aynısı olamaz. Çünkü herkes içinde özgün bir lezzet taşır. Bu lezzete cevap veren insanlar da mevcut olduğu için, herkes kendine has alışverişlerini yaptığı küçük ya da büyük bir nüfusa sahip olur.

Bunun bilincinde olmadığı zaman insan, korkar. Sevilmemekten, kabul görmemekten, onaylanmamaktan, reddedilmekten… Bir kez yaşamışsa hele bu duyguyu, geleceğin de böyle olması onu daha da çok korkutur. İşin sırrı, herkesin kendini kabul eden bir kabilesi olduğunu benimsemektir.

Elbette kişinin aşması ve öğrenmesi gereken şeyler vardır ve bireyin karakterini terbiye etmesi gerekli bir şeydir. Herkes için bir kabile vardır derken, gerçekten kalbinin sesini duyup, sağlıklı bir zihin ile yaşayan ama yine de farklı düşenlerimizi kastediyorum.

Sağlıklı bir zihin ise, önyargılardan arınmış bir zihindir. Kendi özgürlüğü ile başkasının özgürlüğüne zarar vermediği müddetçe herkes olmak istediği kişi olabilir. Herkes, herkese saygı duymaktan sorumludur. Bunun kabulü hafiflemeyi beraberinde getirir. Bunun dengesi bilindiği takdirde kimse zaten hakkını aramak zorunda kalmaz, çünkü eğer kendisi hak yiyor ise, karşısındakinin de onun hakkını yeme ihtimalini hissederek geri adım atar ve bu döngünün oluşmasının önüne geçer. Bu da nihayetinde önyargılardan arınmasını sağlar. Çünkü onun görevi, saygı duymayı öğrenmektir, önyargı ise bunun ihlalidir. Önyargı taşıyan kişi güvensiz olur ve güven olmayan bir ortamda saygı olmaz. Dolayısıyla mutsuzluğu davet etmiş olur.

Güven ve saygı olmayan bir yerde de, insanlar kendilerini diğerinden daha güçlü göstermek için etiketler benimser. Bu etiketler, mesleki ünvan olabileceği gibi duygusal kimlik, fiziksel görünüş gibi varyasyonlara sahip olabilir. Bu da tamamen ortamın güce yaklaşımıyla alakalıdır.

Etiketler insanın özünden sapmasını, yeni bir kimlik yaratmasına sebep olduğu için kişi dünyadaki vazifesini aksatır ve akıntıya direndiği için de mutluluğu bulamaz. Etiketi ona büyük bir güç bağışlamış bile olsa, başkasının hayatını yaşadığı için tatmin duyamaz.

An gelir, insan bunu fark eder ve etiketini bırakır. İşte bu cesarettir. Cesareti, onun bu zamana kadar sahte benlikleriyle edindiği her şeyi, mutluluk namına terk edebilmesini sağlayan ilahi gücüdür.

Artık yeni şeyler yapma zamanı gelir ve bu yeni şeyler de ona yeni kuvvetler vaat eder. Onlar sayesinde kendini gerçekleştirme – dolayısıyla mutlu olma- yolunda ilerlemesi kolaylaşır. Böylelikle, kim olursa olsun, kuvvetlerin daima onu desteklediğini fark eder. Sahte de olsa, hakiki de olsa, evren onu kuvvetleri ile destekler. Bir farkla, kendi özünü takip eden kişi sırtından itildiğini hissederken, öbür türlü etiketleriyle ilerleyen kişi yokuş yukarı çıktığını sanır.

Kalbinin sesini dinleyen insan, zorluklarla karşılaşsa bile bunun o an için olmasının normal olduğunu içinde bilir, kalbinin sesini dinleyen insan, sırtından itilerek o zorlukların içinde ilerler. Bu ona, zorlukların içindeyken dahi inanç, güven ve dingin anlarında mutluluğu bağışlar.

İçinde inanç oluşan kişi, sevmeye başlar ve seven kişi olarak vermeye başlar. Hem kendisini -hayatını- hem de başkalarını sevdiği için iki tarafı da onurlandırmasını bilir. Alırken verir. Verirken alır.

Mahcup olmak, minnettar olmak kişinin diğer insana borçlu hissetmesine neden olur ve bunun bedeli ödenmediği takdirde kişi bunu kendi ruhuyla öder, kendisini diğerinden düşük hissetmesine yol açan bir eksiklik duygusuyla dolar. Dolayısıyla karşılıksız aldığı şeyden verim alması zorlaşır, mutsuzluğa sürüklenir. Oysa alma-vermedeki ahenk, taraflar arasında eşitliği sağlar ve kimse birbirini diğerinden küçük ya da üstün görmez. Böylece bütünlük hissi oluşmaya başlar.

Bütünlük hissi, beraberinde yaşamın iyi yanlarını fark etme yetisini kazandırır. Çünkü bütün olan bir kişinin etrafını geniş bir perspektiften görmesi daha kolaydır. Artık zihnini sorunlar ya da eksiklik duygusu meşgul etmez, dışarıya açılabilir. Ve dışarıda, kendisini tamamlayacak nesnelerden, bağımlılıklardan başka şeylerin de olduğunu fark eder. Hayatına anlam katacak şeylerdir bunlar. Özünü yaşayabileceği şeylerdir.

Özünü yaşayan insan, dünyayı bu noktada bambaşka görür. Renkler canlanır, sesler berraklaşır, lezzet duyusu güçlenir. Gördüğü şeyin ardını, kendi benliğinden (önyargı ve etiketlerden) özgürleşmiş bir şekilde yorumlayabilir. “Olan olduğu gibidir” yaklaşımı gelişir ve dolayısıyla tamamen kendi merkezinde, andadır; mutludur.


Yolunuza ışık olsun.

***

Sevgiyle.

Telif Hakkı © 2018 Empat Hayat. Tüm Hakları Saklıdır. Bu materyalin tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://empathayat.wordpress.com) ile beraber kopyalanmasına ve dağıtılmasına izin verilmiştir.

Reklamlar